a- Garpçılık cereyanı:
Genel olarak Selim III'ten beri başlatılan Batılılaşma hareketinin devamı değildir. Bu anlamda, Meşrutiyet'in her cereyanı ''Garpçı''dır. İkinci Meşrutiyet'in bu terimle adlandırılmış olan fikir cereyanı mensupları en fazla ''İçtihat'' dergisinden umumi efkâra hitap etmişlerdir. Cereyanın gayesi, yeni bir devlet kurmak değil, eski bir devleti restore etmektir, şu halde devrimci sayılamaz. Garpçılar imparatorluğun Batılılaşmakla kurtulacağına inanmışlar ve ''Garplılaşmak'' yolunu ve metodunu açıklamalarının esas teması saymışlardır. Yalnız bu açıklamalar tam bir sistem ve fikir tecanüsüne (uyuma) sahip olamamışlardır. Garpçılık cereyanı rasyonalist bir temele dayanmıştır. Cereyanın mensupları arasında İçtihat Başyazarı Dr. Abdullah Cevdet, Celal Nuri, Kılıçzade Hakkı bilhassa zikredilebilir.
b- İslamcılık cereyanı:
Meşrutiyetin en yaygın fikir cereyanıdır. Tesir kuvvetini İslam akidelerinden almış ve olaylara dini bir açıdan bakmıştır. Gene Osmanlı devletinin teokratik (dini sultani) bir yapıya sahip oluşu, padişahın aynı zamanda bütün Müslümanların halifesi bulunuşu, şeyhülislamın hükümete dahil ve siyasi olaylara dini müeyyide bahşeden bir organ oluşu cereyanın aksiyon kudretini arttırmıştır. Ayrıca eğitim öğretim ve adalet alanlarına hâkim İlmiye sınıfı mensupları, ızdıraplı olaylar içinde bunalarak kurtuluş çaresini Tanrı'dan aramak gayesiyle camilere koşan kitlelere, fikirlerini yaymak kolaylığını bulmuşlardır. Cereyanın başlıca yayın organı önce ''Sıratı Müstakim'' daha sonra ''Sebilürreşad'' adını almış olan dergidir. Ayrıca Beyanülhak, Mahfel, Livai İslam, Metakip ve Medaris gibi dergiler de bu cereyanın fikirlerini yaymışlardır.
Cereyan, Osmanlı devletinin ancak İslamlaşmakla kurtulabileceğini savunmuştur. Cereyan mensupları muhafazakâr ve modernist olarak iki gruba ayrılabilir. Cereyan Osmanlı toplumunu, sosyal hayatı tanzim ve ıslah bakımından tamamen dünyevi bir tutuma sahip olmuştur. İslamcılık cereyanının belli başlı temsilcileri arasında sadrazam Prens Mehmet Sait Halim Paşa, Şair Mehmet Akif, Babanzade Ahmet Naim, M. Şemsettin (Günaltay) sayılabilir. 31 Mart Vakası İslamcı fikirlerin siyasi çıkarlara alet edilmesi şeklinde tecelli etmiş bir irtica hareketi karakterine sahiptir.
c- Türkçülük cereyanı:
Meşrutiyet fikir cereyanları içinde daha yeni ve yeni bir devlete ideolojik temel olacak derecede tesirli bir cereyan sayılır. Bir üstadın, Ziya Gökalp'in etrafında toplanmış olan Türkçüler, Genç Kalemler, Türk Yurdu, Küçük Mecmua gibi dergilere, Türk Ocağı gibi bir kültür yayıncısı müesseseye de sahip olmuşlardır. Türkleşmek, çöken bir imparatorluğun kurtuluşu bakımından tek çıkar yol sayılmıştır. İmparatorluk ülkesi içindeki milliyet cereyanlarına dağınık durumda olan Türkler de uymalı, milli bir şuur ve şahsiyete sahip olmalıdırlar. Bu bir yaşama prensibidir. Türkçüler bu ana tezi Durkheim'in İçtimaiyat'ı (Sociologie) yönünden işlemişlerdir. Cereyanın belli başlı temsilcileri arasında Ziya Gökalp, Ahmet Agayef (Ağaoğlu) Akçoraoğlu Yusuf, Tekin (M. Kohen) Ömer Seyfettin, Köprülüzade M. Fuat, Hamdullah Suphi, Kâzım Nami (Duru), İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) sayılabilir.
d- Mesleki içtimai cereyanı:
Diğerlerine nispetle daha az yaygın olan bu cereyan aynı zamanda ''Teşebbüsü Şahsi ve ademi merkeziyet'' olarak da isimlendirilmiştir. İktidar çevrelerine nüfuz edemeyen bu cereyan, istisnasız bütün muhalefet tarafından benimsenmiştir. Mesleki içtimai cereyanı Le Play tarafından temsil edilen İlmi İçtimai'ye (Science Sociale) doktrinine dayanmış ve bunun, Türkçülerin dayandıkları İçtimaiyat'tan (Sociologie) tamamen ayrı olduğunu daima belirtmiştir. Meslekçiler, Türk toplumunun gerildiğini tecemmülî (communautaire) tipten olmasında bulmuştur. Medeni, mesela Anglo Amerikan tipi, toplumlar ise infiradi'dirler (particulariste). Şu halde Türkler de cazibeli kelimeleri bırakıp, gerçeği görmeli ve infiradi (bireyci) bir toplum haline gelmelidirler. Gelebilirler de... Cereyanın dayandığı ve işlediği ana tez budur. Belli başlı temsilcileri arasında Prens Sabahattin, Satvet Lütfi, Namık Zeki (Aral) Hamit (Ongunsu), Ahmet Bedevi, (Kuran), Ahmet Fazlı, Mehmet Ali Şevki, Dr. Nihat Reşat (Belger), zikredilebilir. Cereyanın yayın organları arasında Mesleki İçtimaî, Say ve Tetebbu dergileri başta gelmişlerdir.
e- Sosyalizm cereyanı:
Gayet çekingen ve az yaygın bir fikir hareketi olarak görülmektedir. Savunucuları sosyalizmin anlamını iyice kavramış sayılamazlar. ''İdrak, ''İnsaniyet'', ''Beşeriyet'' gibi pek az ömürlü günlük gazetelere, ''İştirak'' dergisine sahip olmuştur. Henüz III. Enternasyonal kurulmadığı için, II. Enternasyonal doktrinine bağlı kalmış olan bu cereyanın belli başlı savunucuları arasında İştirakçi Hilmi. Dr. Refik Nevzat, Osmanlı Parlamentosu'ndaki bazı Ermeni ve Bulgar mebuslar zikredilebilir. Bilhassa 1918-1921 yılları arasında III. Enternasyonal doktrinine bağlanmış olan cereyan mensupları da olmuştur.
Tarık Zafer Tunaya - İkinci Meşrutiyetin Siyasi Hayatına Bakışlar- kitabından alıntıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder