25 Ocak 2015 Pazar

Büyük soru Osmanlı- ''Bu devlet nasıl kurtarılabilir?''

Uzun bir ıslahat (ve hürriyet) arayışının mirasçısı ve gerçekleştiricisi İkinci Meşrutiyet'in dertli zemini üzerinde bir hürriyet rejimi kurmak, bilinen şartlar içinde mucize yaratmakla birdi. Buna rağmen Meşrutiyet siyasi tarihimizde ilk defa olarak idare edilenlerin memleketin kaderiyle bir yapının işçileri kadar, ilgilendiklerini bize göstermiştir. Meşrutiyet hükümetlerini tenkit edenler, onları övenlerden çok fazla idiler.

Bu noktada, Meşrutiyet'in fikri karakterine bağlı bir özellikle karşılaşmaktayız. Meşrutiyet insanlarının çoğu, en çetin ve buhranlı safhalarda dahi kültür ve eğitim kıtlığına rağmen imparatorluğun çöküşünü durdurabilecek sebeplerin araştırıcıları olmuşlardır. Bu toplum sevgisi, devleti kendinin hissetme ve muayyen bir topluluğa mensup olma zevki -Ziya Gökalp buna umumculuk diyecektir- fertleri benciliği aşan gayret ve çalışmalara, fedakârlıklara sevketmiştir. Topluluğu, iktidarın veya türlü baskıların karşısında, hareketsiz gören muharrirler ve ellerine ilk defa kalem alan vatandaşlar derhal kalemlerine sarılmışlardır (32). Fakat bazen kaleme karşı hakiki silahın cevap verdiği ve bir gazetecinin öldürüldüğü Meşrutiyet basınının korkunç havadisleri arasında okunmuştur (33).

Bu yuvarlanış içinde, İkinci Meşrutiyet'in her safhasında -fakat bilhassa 1913'e kadar- düşünen ve yazan insanlar adeta kalıp halinde büyük soruyu sormuşlardır:

İmparatorluk nasıl kurtarılabilir? Bu çöküşü durdurmak ve selamete çevirmek ne suretle mümkün olabilir? Bu suallerin cevapları aranırken bir devrin muhasebesi yapılmış, milletin Meşrutiyete layık olup olmadığı dahi aranmıştır (34). Bazı müteferrikler de kurtuluş çareleri üzerinde durmuşlardır. ''Türkiye nasıl kurtarılabilir?'' Bu gibi sorular vaz'edilen meseleleri toptan ifade edecek mahiyettedirler (35) İstanbul'da 1922 senesine kadar sorulmuşlardır (36). Bazen de gözler Anadolu'ya çevrilmiştir (37)

Bazı fikir adamları da sorudan ziyade sundukları tavsiye ve tedbirleri eserlerine başlık seçmişlerdir (38).

"Büyük Soru" yıkıcı ve yapıcı bir tenkittir. İkinci Meşrutiyet'in fikir hareketlerine ve cereyanlarına, devletin devamını mümkün kılacak formül ve tekliflere büyük soru hâkim olmuştur. Genel olarak soru, mensup olunan fikir cereyanına göre sorulmuş inceleme ve araştırmalar aynı açıdan nazara alınmıştır. Bir örnek olmak üzere. İslamcı cereyan liderlerinden Sait Halim Paşa'nın sorduğu soruyu seçebiliriz: "Vaktiyle o kadar kuvvetli, o kadar zinde bulunmuş olan heyeti içtimaiyei Osmaniye bu kadar az bir zaman zarfında bu derece nasıl bozuldu?" Ve ilave etmekte: "İşte tetkike çalışacağımız esbap ve avamil" (39).

Tarık Z. Tunaya - İkinci Meşrutiyetin Siyasi Hayatına Bakışlar kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder